T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı
Türkiye, son yıllarda bilim ve teknoloji alanında kaydettiği atılımlarla küresel ölçekte dikkat çeken bir oyuncu haline gelmiştir. Tarihsel olarak bakıldığında, Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren sanayileşme ve kalkınma hedefleri doğrultusunda atılan adımlar, bugünkü teknolojik yetkinliğin temellerini oluşturmuştur. 1960'larda planlı kalkınma dönemine geçilmesi ve TÜBİTAK gibi kurumların tesisi, Ar-Ge faaliyetlerinin daha sistematik bir yapıya kavuşmasını sağlamıştır. 2000'li yıllardan itibaren ise savunma sanayii başta olmak üzere, stratejik alanlarda yerli ve milli çözümler geliştirme iradesi, teknoloji ekosisteminin hızla büyümesini tetiklemiştir. Bu süreç, Türkiye'nin sadece teknoloji tüketen bir ülke konumundan, teknoloji üreten ve ihraç eden bir ülke konumuna geçişini simgelemektedir.
Türkiye, son yıllarda bilim ve teknoloji alanında kaydettiği atılımlarla küresel ölçekte dikkat çeken bir oyuncu haline gelmiştir. Tarihsel olarak bakıldığında, Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren sanayileşme ve kalkınma hedefleri doğrultusunda atılan adımlar, bugünkü teknolojik yetkinliğin temellerini oluşturmuştur. 1960'larda planlı kalkınma dönemine geçilmesi ve TÜBİTAK gibi kurumların tesisi, Ar-Ge faaliyetlerinin daha sistematik bir yapıya kavuşmasını sağlamıştır. 2000'li yıllardan itibaren ise savunma sanayii başta olmak üzere, stratejik alanlarda yerli ve milli çözümler geliştirme iradesi, teknoloji ekosisteminin hızla büyümesini tetiklemiştir. Bu süreç, Türkiye'nin sadece teknoloji tüketen bir ülke konumundan, teknoloji üreten ve ihraç eden bir ülke konumuna geçişini simgelemektedir.
Günümüzde Türkiye'nin bilim ve teknoloji vizyonu, "Milli Teknoloji Hamlesi" çatısı altında somutlaşmaktadır. Bu vizyon, yüksek katma değerli üretimi artırmak, teknolojik bağımsızlığı sağlamak ve küresel rekabette öne çıkmak gibi temel hedeflere dayanmaktadır. Bu kapsamda, insansız hava araçları (İHA/SİHA) teknolojilerinde elde edilen dünya liderliği, ülkenin bu alandaki en parlak başarılarından biridir. Bayraktar TB2 ve Akıncı gibi platformlar, muharebe konseptlerini değiştirerek Türkiye'ye stratejik bir üstünlük kazandırmıştır. Savunma sanayiindeki bu başarılar, sivil alanlara da yansımakta; uzay, otomotiv, yapay zeka ve biyoteknoloji gibi alanlarda da önemli projeler hayata geçirilmektedir.
Türkiye'nin yerli otomobili Togg, bu vizyonun en somut çıktılarından biridir. Sadece bir elektrikli otomobil olmanın ötesinde, "akıllı bir cihaz" olarak tasarlanan Togg, etrafında bir mobilite ekosistemi oluşturmayı hedeflemektedir. Benzer şekilde, 2021'de ilan edilen Milli Uzay Programı, Türkiye'nin uzay ligindeki iddialı hedeflerini ortaya koymaktadır. Ay'a sert iniş yapma, yerli uydu ve fırlatma sistemleri geliştirme gibi hedefler, ülkenin uzay teknolojilerindeki yetkinliğini artırma kararlılığını göstermektedir. Bu projeler, Teknoparklar ve Ar-Ge merkezlerinde geliştirilen yenilikçi çalışmalarla desteklenmektedir. Ülke genelinde 100'ü aşkın teknopark, binlerce firmaya ev sahipliği yaparak, üniversite-sanayi iş birliğinin ve yenilikçi girişimciliğin merkezi haline gelmiştir.
Gelecek perspektifinde, Türkiye'nin Ulusal Yapay Zeka Stratejisi (2021-2025) gibi yol haritaları, ülkenin dijital dönüşümdeki kararlılığını pekiştirmektedir. Yapay zeka, 5G teknolojileri, biyoteknoloji ve nanoteknoloji gibi alanlarda Ar-Ge yatırımlarının artırılması hedeflenmektedir. Dünya ile karşılaştırıldığında, Türkiye'nin Ar-Ge harcamalarının GSYH'ye oranı OECD ortalamasının altında kalsa da, son on yılda bu oranda istikrarlı bir artış gözlenmektedir. Nitelikli insan kaynağının artırılması ve beyin göçünün tersine çevrilmesi, bu sürecin sürdürülebilirliği için kritik öneme sahiptir. Türkiye, stratejik yatırımları, dinamik girişimcilik ekosistemi ve jeopolitik konumuyla, 21. yüzyılda bilim ve teknolojide adından daha sık söz ettirmeye aday bir ülkedir.
Türkiye'nin bilim ve teknoloji atılımının lokomotifi olan Milli Teknoloji Hamlesi, en belirgin çıktılarını savunma sanayiinde vermiştir. Bu strateji, kritik teknolojilerde dışa bağımlılığı azaltmayı ve yerli üretim kapasitesini en üst düzeye çıkarmayı amaçlamaktadır. İnsansız hava araçları (İHA/SİHA) alanında Baykar ve TUSAŞ gibi firmaların geliştirdiği Bayraktar TB2, Akıncı, Anka ve Aksungur gibi platformlar, Türkiye'yi bu teknolojide dünyanın lider ülkelerinden biri yapmıştır. Bu başarılar, sadece askeri alanda değil, aynı zamanda uluslararası ilişkilerde de Türkiye'ye önemli bir stratejik avantaj sağlamaktadır. Savunma sanayiindeki yerlileşme hamlesi, hava platformlarının yanı sıra deniz ve kara sistemlerinde de devam etmektedir. Türkiye'nin en büyük savaş gemisi olan TCG ANADOLU, üzerine konuşlandırılacak SİHA'larla birlikte dünyada bir ilk olma özelliği taşımaktadır. Milli Muharip Uçak (KAAN) projesi, Türkiye'nin 5. nesil bir savaş uçağını kendi imkanlarıyla üretme hedefini simgelerken, Hürjet, Atak helikopteri ve çeşitli füze ve mühimmat sistemleri de bu alandaki yetkinliği göstermektedir. Bu projeler, yüzlerce alt yüklenici firmadan oluşan bir ekosistemi besleyerek, ileri teknoloji alanında nitelikli istihdam ve bilgi birikimi oluşturmaktadır.
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) kuruldu ve Türkiye'de planlı Ar-Ge faaliyetleri için ilk kurumsal adım atıldı.
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu çıkarıldı ve Türkiye'de teknoparkların kurulmasının yasal altyapısı oluşturuldu.
Bayraktar TB2 Silahlı İnsansız Hava Aracı, Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girdi ve Türkiye'yi bu alanda dünyanın önde gelen ülkelerinden biri yaptı.
Türkiye'nin Milli Uzay Programı kamuoyuna duyuruldu ve ülkenin uzay alanındaki 10 yıllık stratejik hedefleri belirlendi.
Türkiye'nin yerli otomobili Togg'un Gemlik'teki teknoloji kampüsü resmi olarak açıldı ve ilk seri üretim araç banttan indirildi.
Türkiye'nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki bilim misyonunu başarıyla tamamladı.